10 fotoğrafla Yaşar Kemal’in ardından
Arkadaşlarınla paylaş

Türk Edebiyatının usta kalemi Yaşar Kemal 92 yaşında hayata gözlerini yumdu. Öykü, deneme ve roman gibi türlerde sayısız eserleri bulunan Kemal’in en ünlü eseri olan İnce Memed artık öksüz, kalemler silik, okurlar gözü yaşlı…

Derleyen: Mahir Bora Kayıhan

Son zamanlarda yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi’nde tedavi gören Yaşar Kemal, 28 Şubat’ta hayatını yitirerek okurlarını eksik bıraktı.

Asıl adı Kemal Sağlık Gökçeli olan Kemal, 1926 yılında Osmaniye’nin Kadirli ilçesine bağlı Hemite köyünde doğdu. Küçük yaşlarda bir kaza sonucu gözlerinden birini kaybeden yazarın edebiyata olan ilgisi ortaokul sıralarında başladı. 1940’lı yıllarda yazdığı şiirler çeşitli dergilerde yayımlandı. Öğrenim hayatını ortaokul sonunda sonlandırmak zorunda kalan yazar, ırgatlıktan, öğretmen vekilliği, kütüphane memurluğuna kadar birçok farklı işte çalıştı. 1950’de komünizm propagandası yaptığı iddiasıyla tutuklanan Kemal, 1951’de serbest kaldıktan sonra sonra İstanbul’a gitti. 1951 yılında Cumhuriyet gazetesinde çalışmaya başlayan yazar, 1963 yılına kadar gazetede fıkra ve röportajlar kaleme aldı.

yasar-kemal-5

HAYAT ACIMASIZ İNCE MEMED ÖKSÜZ
Yaşar Kemal’in ilk kitabı öykülerden oluşan Sarı Sıcak 1952 yılında yayımlandı. Türk edebiyatında olduğu kadar dünya edebiyatında da büyük bir yere sahip olan, bir eşkıyanın ağalık sistemine karşı mücadelesinin anlatıldığı İnce Memed’in ilk cildi 1955 yılında okuyucuyla buluştu. Dört ciltten oluşan İnce Memed, bugüne kadar 40’tan fazla dile çevrildi. Kemal’in 1955-1984 yılları arasında öykü, roman, röportaj ile makalelerinden oluşan 33 kitabı yayımlandı. Betimlemeleri ile kendine özgü, destansı bir dil yaratan Kemal, Çukurova’nın doğası ve insanını bölgeyi hiç görmemiş okurlara bile yakın hale getirmeyi başardı.

PEN’İN İLK BAŞKANI
Yaşar Kemal, kitaplarında yoksulların, köylülerin, toprak ağalığı baskısı altındaki, geleneklerin kıskacındaki insanların, göç ettirilenlerin, ezilenlerin hikayelerini anlatmayı sürdürdü. Yapıtları 40’tan fazla dile çevrildi. Kemal, 1998 yılında kurulan PEN Yazarlar Derneği’nin ilk başkanı oldu. 1995’te Der Spiegel dergisindeki Türkiye’deki Kürt ve insan hakları sorunları konusundaki yazısı nedeniyle Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yargılandı, aklandı. Aynı yıl Index on Cencorship’teki yazısı nedeniyle 1 yıl hapis cezasına çarptırıldı, cezası tecil edildi.

Yasar-Kemal1

EN BEĞENİLEN ESERLERİ
Kemal, Türk edebiyatının en üretken yazarlarından biri olarak kabul ediliyor. Edebiyatın denemeden öyküye, röportajdan romana kadar pek çok türünde eserler veren Kemal’in en ünlü eserleri arasında Binboğalar Efsanesi, Yer Demir Gök Bakır, dört ciltten oluşan Bir Ada Hikayesi gibi romanları yer alıyor. Yaşar Kemal’in son romanı olan Tek Kanatlı Kuş 2013 yılında yayımlanmıştı.

“SANATIN BİRİNCİ İŞİ BAŞKALDIRIDIR!”
Nobel Edebiyat Ödülü’ne Türkiye’den aday gösterilen ilk yazar olan Yaşar Kemal son olarak 2014 yılında her yıl Norveç Edebiyat ve İfade Özgürlüğü Akademisi’nin (Bjornson Akademi) Norveç’in ünlü milli şairi Bjornstjerne Bjornson adına verdiği ‘Bjornson Ödülü’ne layık görüldü. Törende yaptığı konuşmada, “Sanat insanların dünyaya bağlılığının, sevincinin büyük türküsüdür. Gerçek sanat yalanın, tüketici oburluğunun zulmün, şiddetin, bitip tükenmeyen anlamsız savaşların, bütün kötülüklerin karşısındadır. O, her çağdaki çarpıklıklara karşı savaşım vermiştir. Çünkü, ne olursa olsun, her biçim sanatın birinci işi başkaldırıdır” diye konuşmuştu.

veda
Dünya Yaşar Kemal’in vefatını böyle duydu

Yaşar Kemal’in ölümünü Associated Press, “Dünya çapında okunan ve Türkiye’nin en fazla tanınan yazarlarından Yaşar Kemal hayatını kaybetti” sözleriyle duyurdu.
Ajansın haberinde, Kemal’in İnce Memed adlı romanı hakkında, “Kemal, Türkiye’nin geleneksel güney bölgesindeki feodal ilişkiler hakkındaki İnce Memed romanının yazarıydı. Tıpkı yazdığı 35’ten fazla roman gibi, İnce Memed de birçok dile çevrildi” ifadesi kullanıldı. Haberde, Kemal, “Yaşar Kemal’in insan doğasına derinlemesine inme yeteneği ve karakterlerindeki evrensel özellikler romanlarını geniş kitlelere ulaştırdı. Romanlarının dokuzunun filmi çekildi” sözleriyle övüldü.

Yaşar Kemal’i binler uğurladı

Yaşar Kemal’in cenaze töreninde farklı siyasetlerden, değişik hayat hikâyelerinden binlerce insan biraya geldi. Evet, dostları oradaydı, ama en çok okurları yanındaydı.

Teşvikiye Camii’nin avlusu bütün ünlü cenazelerinde olduğu gibi kalabalıktı. Yaşar Kemal’in hayatının son on yılı boyunca en büyük destekçisi olan eşi Ayşe Semiha Baban, akrabaları ve çok yakın dostları, taziyeleri kabul ettiler.

Caminin avlusunu dolduran kalabalığın çeşitliliği tam da Yaşar Kemal’i çevreleyen sevginin içerdiği zenginliği gösteriyordu. Edebiyat dünyasından neredeyse herkes, yazarlar, yayıncılar, ressamlar, sinemacı ve oyuncular, gazeteciler, siyasetçiler, işadamları… Farklı siyasetlerden, değişik hayat hikâyelerinden binlerce insan biraya geldi. Yaşar Kemal’in ömrü boyunca çok farklı insanların hayatına dokunmuş olması, onlarla yakın dostluklar kurması, bir ayaküstü sohbet esnasında bile karşısındaki kimse ona önemsendiğini hissettirmesinden beslenen büyük bir dostlar, tanıdıklar ordusu oradaydı.

YasarKemal

Orhan Pamuk: O usta ben çömezdim

Yaşar Kemal’in cenaze töreninde konuşan Orhan Pamuk Yaşar Kemal için, ‘o anlatır ben dinlerdim. O usta ben çömezdim. Kendisine hayrandım’ dedi.

Pamuk, Yaşar Kemal ile tanışmasını şu sözlerle anlattı:
“Ben Yaşar Kemal’i lisede öğrenciyken okudum. İnce Memed’in ikinci cildi çıktığı gün kitapçıdan aldım. Yıl 1969 olabilir. Gençliğimde onu okumakla, yetişkinliğinde onun arkadaşı olmakla övündüm. Yaşar Kemal edebi arkadaşım, en güzeli de İstanbul’da uzun uzun yürüyüş arkadaşımdı. O anlatır ben dinlerdim, o usta ben çömezdim. Kendisine hayrandım. Yaşar Kemal’i Yaşar Kemal yapan içindeki çocuğun hiçbir zaman ölmemesidir. Onca baskı, hapis, ölüm tehdidi, kötü kötü adamlar, bolca kıskançlık… Buna rağmen her zaman gülümser, her zaman iyimserdi. Onu özel bir kişi yapan sadece romanları değil, birleştirici insanlığıdır. Onu Yaşar Kemal yapan birleştirici ama baskıya boyun eğmeyen yanıdır. Türkiye’de yaşayıp bunca baskıya rağmen ayakta durmak başını dik tutmaktır. Bu ülkede yaşayan insanların hikayesini bütün dünyaya dinletebilmenin mümkün olduğunu ondan öğrendim. Ondan çok şey öğrendim. Ona hep yakın olmak, ona arkadaş olmak istedim. Türkçe var oldukça Yaşar Kemal’de olacaktır.’’

dünya-basını

Cenazeye katılanlar arasında bulunan Can Dündar, Yaşar Kemal’le ilgili duygularını şu sözlerle dile getirdi:
“Böyle bir yazarımız, böyle bir ustamız oldu. Onu tanıma, onunla aynı yüzyılı paylaşma, aynı topraklara basma şansı bulduk. Bunun gururuna eriştik. Bunun gururu ile yaşayacağız. Bu topraklarda gerçeğin peşinde olup, gerçeği yazıp, haksızlığa isyan edip zor günler geçirmeyen yazar yoktur. Neredeyse toprağın kültüründe var bu. O da payını aldı. Ama dik duruşu ile her zaman bize örnek oldu. O duruşu biz de sürdürmeye gayret edeceğiz, kitaplarını okumuş bir insan olarak.”

yasar-kemal-(2)

Okurlarına vasiyeti: Yoksulluk insanlığın utancıdır, yoksullarla birlik olun!

Kasım 2014’te Bilgi Üniversitesi’nin kendisine ‘fahri doktora’ unvanı vermek için düzenlediği törene sağlık sorunları nedeniyle katılmayan Yaşar Kemal’in gönderdiği mesaj, okurlarına bırakılmış bir vasiyet niteliğindeydi.

Yaşar Kemal gönderdiği mesajda şöyle demişti:
“Bir, benim kitaplarımı okuyan katil olmasın, savaş düşmanı olsun. İki, insanın insanı sömürmesine karşı çıksın. Kimse kimseyi aşağılayamasın. Kimse kimseyi asimile edemesin. İnsanları asimile etmeye can atan devletlere, hükümetlere olanak verilmesin. Benim kitaplarımı okuyanlar bilsinler ki, bir kültürü yok edenlerin kendi kültürleri, insanlıkları ellerinden uçmuş gitmiştir. Benim kitaplarımı okuyanlar yoksullarla birlik olsunlar, yoksulluk bütün insanlığın utancıdır. Benim kitaplarımı okuyanlar cümle kötülüklerden arınsınlar.”

Kitapları yok satıyor!

D&R’ın 146 mağazası ve internet satışlarından belirlediği verilere göre, Yaşar Kemal kitaplarına gösterilen ilgi vefatıyla birlikte dört kat arttı. Usta yazarın, başta İnce Memed olmak üzere kitapları okurları tarafından arşivlenmeye başlandı. Kemal’in yazdıklarını tekrar hatırlamak isteyenler kadar, çocuklarıyla buluşturmak isteyen ebeveynler de kitaplara yoğun ilgi gösteriyor.

Yasar+Kemal+2

İsveç Akademisi: Yaşar Kemal’e Nobel ödülünün engellendiği yalan

Yaşar Kemal’e Nobel Edebiyat Ödülü verilmesini yazar Mahmut Baksi’nin engellediği iddialarına İsveç Akademisi’nden yalanlama geldi. Ayrıca Baksi’nin böyle bir girişimde bulunduğunu söylediği savunulan İsveçli yazar Olof Tandberg de iddiaların gerçek dışı olduğunu söyledi. Tandberg, “Ben hiçbir zaman ödül komitesinde yer almadım” dedi.

Nobel Edebiyat Ödülleri’ni veren İsveç Akademisi’nin Kalem Şefi Odd Zschiedrich ve İsveçli yazar Olof Tandberg, Türkiye medyasında yer alan Mahmut Baksi’nin Yaşar Kemal’in Nobel Ödülü almasını engellediği iddialarının gerçekleri yansıtmadığını söyledi.
Yaşar Kemal’in manevi oğlu Ahmet Güneştekin, Yaşar Kemal’e Nobel Ödülü verilmesini gazeteci-yazar Mahmut Baksi’nin engellediğini iddia etmişti. Güneştekin, “Nobel’e aday olduğunda, İsveç’te yaşayan bazı sözde Kürt ve Türk aydınları, Nobel Ödül Komitesi’nden etkili bir üyeye gidip, ‘Yaşar Kemal’e ödül vermeyin. Beşinci sınıf bir yazardır. Türk devletinin adamıdır. Devletle anlaşma yaptı’ diye gammazlamışlar. Bu sözler üzerine ödül ona verilmemiş. Bunları bana o dönemki Nobel Genel Sekreteri Olof Tandberg söyledi” ifadelerini kullanmıştı.

Gazeteci Muhsin Kızılkaya ve Eyüp Burç da yine bu iddiayı doğrulayıp, Baksi’nin Yaşar Kemal’e ödülün verilmesini engellediğini iddia etmişlerdi.
Tandberg, kendisinin ve Baksi’nin Nobel Komitesi’ni etkilemelerinin mümkün olmadığını da vurgulayarak, “Bu iddialar çok saçma. Bu tür iddiaları ortaya atanlar ciddi işlerle uğraşsınlar. Ben ne Mahmut ne de başka biriyle Yaşar Kemal’e Nobel Ödülü verilmesi konusunu konuştum. Hiç kimseye birileri Yaşar Kemal’e Nobel Ödülü verilmesini engelledi demedim” dedi.

Yasar+Kemal

Yaşar Kemal kimdir?

Yaşar Kemal, 1923 Osmaniye’nin Gökçedam (Hemite) köyünde doğdu. Türk edebiyatının en önde gelen yazarlarından biridir. İlk öykü kitabı Sarı Sıcak’ta da yer alan Bebek öyküsü ile ilk romanı İnce Memed, Cumhuriyet’te tefrika edildi. İnce Memed, yaklaşık kırk dile çevrilerek yayımlandı ve kitaplarının yurtdışındaki baskısı yüz kırktan fazladır. Yaşar Kemal pek çok yapıtında Anadolu’nun efsane ve masallarından yararlanmıştır. PEN Yazarlar Derneği üyesidir. Nobel Edebiyat Ödülü’ne aday gösterilen ilk Türk yazardır.

okurlara-veda

ÇOCUKLUĞU…
Yaşar Kemal, Nigâr Hanım ile çiftçi Sadık Efendi’nin oğlu olarak aslen Van-Erciş yolu üzerinde ve Van Gölü’ne yakın Muradiye ilçesine bağlı Ernis (bugün Ünseli) köyünden olan bir aileden dünyaya geldi. Kendi anlatımına göre bir Türkmen köyünde tek Kürt ailenin çocuğu olarak doğup büyüyen Yaşar Kemal, evde Kürtçe, köyde ise Türkçe konuşurdu. Ailesi, Birinci Dünya Savaşı’ndan dolayı Adana’nın Osmaniye ilçesine bağlı Hemite (bugün Gökçedam) köyüne yerleşti. Beş yaşındayken, babasının camide öldürülüşüne tanık oldu. Ortaokul döneminde çeşitli işlerde çalıştı. Kuzucuoğlu Pamuk Üretme Çiftliği’nde ırgat kâtipliği (1941), Adana Halkevi Ramazanoğlu kitaplığında memurluk (1942), Zirai Mücadele’de ırgatbaşlığı, daha sonra Kadirli’nin Bahçe köyünde öğretmen vekilliği (1941-42), pamuk tarlalarında, batozlarda ırgatlık, traktör sürücülüğü, çeltik tarlalarında kontrolörlük yaptı.

part

SANAT HAYATI…
1978 yılında yaptığı bir söyleşide sanat çalışmalarına ilkokula başlamadan önce şiirle işe koyulduğunu ve okula başladığında “yaşlı halk şairleriyle çakıştığını” anımsadığını belirtti. İlkokulun son sınıfındayken arkadaşı Aşık Mecit, çok iyi saz çalarken kendisi annesinden ötürü sazı “berbat” çalmaktaydı. Bunun nedenini şu sözlerle dile getirdi:
“Benim saz çalamamamın sebebi var, anam aşık olacağım da diyar diyar dolaşacağım diye saza, aşıklığa düşman olmuştu. Onun tek çocuğuydum ve gözünden ayırmıyordu beni. Okulda, düğünlerde bayramlarda beni hep Aşık Mecitle çakıştırırlardı. Aşık Mecitle Kadirlide bir kahvede bir gece sabaha kadar çakıştığımı şimdi iyice anımsıyorum.”

Ortaokuldan ayrıldıktan sonra folklor derlemelerine başladı ve 1940-1941 yılları arasında Çukurovadan ile Toroslardan derlediği ağıtları içeren ilk kitabı olan Ağıtlar, Adana Halkevi tarafından 1943 yılında yayınladı. 1944 yılında ilk hikâyesi Pis Hikâye’yi yayınladı. Bunu, Kayseri’de askerlik yaparken yazmıştı. Bebek, Dükkâncı, Memet ile Memet öyküleri 1950’lerde yayımlandı.

Kemal Sadık Göğceli adı ile çeşitli yayımlarda yazarken Yaşar Kemal adını Cumhuriyet gazetesine girince kullanmaya başladı. 1952 yılında yayımlanan ilk öykü kitabı olan Sarı Sıcak’ta da yer alan Bebek öyküsü burada tefrika edildi.

1947’de İnce Memed’i yazdı fakat yarım bıraktı ve 1953-54’te bitirdi. Romanı yazma nedeni eşkıya olan ve dağda vurulan amcasının oğlunun vurulması olduğunu 1987 yılındaki bir söyleşisinde belirtti. Ayrıca aynı söyleşide, çocukluğunun eşkıyalığın içinde geçtiğini, dayısının “en büyük” eşkıyalardan biri olduğunu, o çevrede 1936’lara kadar beş yüze yakın eşkıya bulunduğunu ve bunlardan birinin de Kurtuluş Savaşı’nda Kadirli’yi ilk örgütleyenlerden olan Karamüftüoğlu ailesinden ünlü Remzi Bey olduğunu söyledi. Remzi Bey’in kendisine, ilk İnce Memed hikayesinde “Çakırdikeni” diye yer alan diken hikâyesini anlattı ve Yaşar Kemal’le “eşkıyalığın felsefesini” yaptı.

Yaşar Kemal’in dünyada ilk kez yayımlanan eseri, Bebek öyküsüdür ve önce Fransızcaya, sonra İngilizceye, İtalyancaya, Rusçaya, Romence’ye ve diğer dillere çevrildi.

SİYASET…
17 yaşından bu yana sosyalist politikanın içindedir.1961 Anayasası’ndan sonra kurulan Türkiye İşçi Partisi’ne 1962’de katıldı. Emekçi sınıfının tamamen yönetime gelmesini isteyen Kemal, TİP’te sekiz yıl çalıştı ve yöneticilerden biriydi.

1987’deki bir söyleşisinde Türkiye’de bir Marksist partiye ihtiyaç olduğunu belirtmiştir. Aynı söyleşideki “Nasıl bir sol modelden yanasınız?” sorusuna, şu cevabı vermiştir:
“Her ülke sosyalist modelini kendisi kurar. Sovyetlerin 70 yıldır yaşama geçmiş modelini kabul edemeyiz. Yüzde yüz bağımsızlıktır sosyalizm. Kişi bağımsızlığı, ülke bağımsızlığı, politik bağımsızlık, ekonomik bağımsızlık, özellikle de kültürel bağımsızlık… Sosyalizmin başka bir anlamı yok benim için. Bu çağa gelinceye kadar kültürler birbirlerini beslemişlerdir, yok etmemişlerdir. Oysa çağımızda, kültürler kültürleri yok etmek için, bilinçli olarak kullanılmışlardır, emperyalistler tarafından. Benim için dünya bin çiçekli bir kültür bahçesidir; bir çiçeğin bile yok olmasını, dünya için büyük bir kayıp sayarım.”
TİP’ten ayrılan yazar, nedenini partinin niteliğini yitirmesine, bürokratların eline geçmesine ve emekçilerden kopmasına bağladı. Sovyetler Birliği çökmesinin, sosyalizmin de çökmesi değil, tam tersine dünya sosyalizminin zaferi olduğunu 1993’teki bir söyleşisinde dile getirmiştir.

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir